Alkali Su Nedir?

Su tüm canlılar için hayatın kaynağıdır

Su bir oksijen ve iki hidrojen atomundan oluşan, oda sıcaklığında sıvı halde bulunan, renksiz, kokusuz ve tatsız maddedir. Su tüm canlılar için hayatın kaynağıdır. İnsan vücudunun %60-70’i sudur. Eğer içtiğimiz su iyiyse bizde iyi oluruz en azından %60-70'lik kısmımız iyi olur buna emin olabilirsiniz.

PH değeri nedir?

pH bir çözeltinin asitik veya bazlık derecesini gösteren bir ölçü birimidir. Suyun pH değeri, hidrojen iyonlarının yoğunluğunu gösterir. Sulu çözeltilere hidrojen iyonu verebilen maddelere “asitli maddeler”, sulu çözeltilere hidroksil iyonu verebilen maddelere de “bazik maddeler” denilir. Diğer bir ifade ile de hidrojen iyonu verebilen maddeler “asit”, hidroksil iyonu alabilen maddeler “baz” olarak adlandırılır. Sulardaki pH yoğunluğu 1’den 14’e kadar rakamlarla ölçülür. pH 7’de hidrojen ve hidroksil iyon düzeyi eşittir. pH 7’de su nötrdür. Düşük pH’lı sular korozif oldukları ve bu özellikleri ile birtakım metalleri çözebildikleri için içilmemesi gereken sulardır. Türk standardına göre içme sularındaki pH değeri 4.5-9.5 arasında olmalıdır. Yüksek pH’lı sular özellikle mide rahatsızlığı olanlara ve diyet yapanlara tavsiye edilmektedir. Mide sorunu olanlarda asidite arttıkça, rahatsızlıklar artar. Vücut, doğal olarak kanın pH’ının sürekli 7.35-7.45 aralığında kalmasına çalışır. Vücutta tüm metabolik işlemler dengeli bir pH’a bağlı olduğundan, “bazik” olan, yani pH’sı 7’den büyük olan suların tüketilmesi sağlığa yararlı sayılır. Diyetle alınan gıdalarda asitlik artar, vücuttaki pH dengesi bozulur. İçilen suyun pH’sı ortalama 7.5 ve üzeri ise bu su vücuttaki pH’yı dengeleyebilmektedir. Şişe sularının ve damacanalı suların tümünün etiketinde pH değerinin yazılması zorunluluğu vardır. İçtiğiniz suyun pH’sını kontrol ediniz.

Niçin Alkali İyonize Su?

Hepimiz vücudumuz hayatta kalabilmek için hafif alkali yapısını koruması gerektiğini biliriz. Kanımızın pH seviyesi 7.4 ve hücresel sıvı seviyesi ise yaklaşık pH 7.2 dir. Bu gerçeğe göre, hücrelerimiz sürekli olarak asidik atık üretmekte ve vücut sıvılarımız da hayatta kalabilmemiz için vücudun pH seviyesini korumaya çalışmaktadırlar. Vücudumuz asidik atıklardan kurtulmak için oldukça ağır bir çalışma yapar. Asidik atıklar ter ve idrar ile çıkartılır. Her ikisi de düşük pH seviyesine sahiptirler. Asidik cilt yüzeyi kendisi ile temas eden birçok mikrop ve virüsü öldürür. Yanısıra soluk verdiğimizde, karbon dioksit salınır, asidik atıkların sebep olduğu karbonik asitten kurtuluruz. Vücudumuz asidik atıklardan kurtulmak için bunca çaba harcarken diğer yandan bizler sürekli olarak vücudumuza atabileceğinden daha fazla atık yüklemeye devam ederiz. Buradaki sır, bazı katılaşmış asitleri sıvı aside dönüştürmektir. (Sıvı vücut tarafından kolayca atılabilir.) Eğer bir madde suda çözünmüyorsa, pH seviyesini de etkilemez. Örneğin; kolesterol, yağ asidi, böbrek taşları v.b katı asit türleridir. Asit kanı koyulaştırır/pıhtılaştırır! İşte bu problem asidik atık birikiminden kaynaklanmaktadır. Bu asidik atık yapılanması kan damarlarımızı tıkar ve kan dolaşımını durdurur. İyi bir kan akışı olmaksızın organlarımız fonksiyonlarını olması gerektiği gibi yerine getiremezler ve iyi beslenemedikleri için yetersiz kalmaya başlarlar. Kanser hücreleri asidiktirler, bu kanserin alkali bir ortamda gelişemeyeceği anlamına gelmektedir. Besinlerin oksidasyonu nedeniyle oluşan fosforik asit veya sülfirik asit vücudun üstesinden gelebilmesi açısından çok güçlü asitlerdir. Vücut bu durumu kemiklerden kalsiyum alarak dengeler. Fakat bu durumda kemiklerimizdeki kalsiyumu alırsak kendimizi ayakta tutabilmek için ne kullanacağız? İşte bu durum Osteoporoz'a neyin neden olduğunu açıklamaktadır. Küçük moleküler yapısı nedeniyle vücut tarafından diğer sulara göre çok daha hızlı ve daha iyi emilebilen alkali iyonize su içtiğinizde daha fazla antioksidan, alkalilik, ve kalsiyum alırsınız.

Alkaliliğin Önemi

Vücudumuz hücresel seviyede yaşar ve ölür. İnsan vücudundaki tüm hücreler hafif alkali yapıdadır, sağlıklı ve hayatta kalabilmek için de bu korunmalıdırlar. Bununla birlikte, hücresel aktiviteler asit yaratır ve bu asit hücreye enerji ve işlevsellik verir. Her bir alkali hücre solunum görevini yerine getirirken metabolik atık salgılarlar ve hücresel metabolizmanın ürettiği bu atıklar doğal olarak asidiktirler. Buna karşın bu atıklar enerji ve işlevsellik için kullanılır fakat bunların vücutta artışına ve birikmesine izin verilmemelidir. Antreman veya egzersiz sonucu oluşan ve çoğu kez acı veren laktik asit bunun bir örneğidir. Vücut, hücre etrafındaki bu asitleri bir zehir gibi davranmaya başlamadan önce etkisizleştirmek ve vücuttan atmak için büyük bir süre harcar. Aksi durumda bu asitler eninde sonunda hücrelerin çevresel koşullarını değiştireceklerdir. Birçok insan ve klinik doktor vücudun bağışıklık sisteminin ilk savunma hattı olduğuna inanıyorlar fakat gerçekte böyle değildir. Bu çok önemlidir fakat daha çok sofistike (karmaşık) bir arıtma faaliyetine benzer. Bunun yerine sağlıklılık ve zindelik için hastalık ve rahatsızlıklara karşı ilk ve ana savunma hattını oluşturan vücudun pH dengesine dikkat etmeliyiz.

Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin

Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin